• İSHAK PAŞA SARAYI VE ÇEVRESİ, ÇEVRE DÜZENLEME PROJELERİ – İSHAK PAŞA PALACE LANDSCAPING PROJECTS
  • İSHAK PAŞA SARAYI VE ÇEVRESİ, ÇEVRE DÜZENLEME PROJELERİ – İSHAK PAŞA PALACE LANDSCAPING PROJECTS
  • İSHAK PAŞA SARAYI VE ÇEVRESİ, ÇEVRE DÜZENLEME PROJELERİ – İSHAK PAŞA PALACE LANDSCAPING PROJECTS
  • İSHAK PAŞA SARAYI VE ÇEVRESİ, ÇEVRE DÜZENLEME PROJELERİ – İSHAK PAŞA PALACE LANDSCAPING PROJECTS
  • İSHAK PAŞA SARAYI VE ÇEVRESİ, ÇEVRE DÜZENLEME PROJELERİ – İSHAK PAŞA PALACE LANDSCAPING PROJECTS
  • İSHAK PAŞA SARAYI VE ÇEVRESİ, ÇEVRE DÜZENLEME PROJELERİ – İSHAK PAŞA PALACE LANDSCAPING PROJECTS
  • İSHAK PAŞA SARAYI VE ÇEVRESİ, ÇEVRE DÜZENLEME PROJELERİ – İSHAK PAŞA PALACE LANDSCAPING PROJECTS
  • İSHAK PAŞA SARAYI VE ÇEVRESİ, ÇEVRE DÜZENLEME PROJELERİ – İSHAK PAŞA PALACE LANDSCAPING PROJECTS
  • İSHAK PAŞA SARAYI VE ÇEVRESİ, ÇEVRE DÜZENLEME PROJELERİ – İSHAK PAŞA PALACE LANDSCAPING PROJECTS
  • İSHAK PAŞA SARAYI VE ÇEVRESİ, ÇEVRE DÜZENLEME PROJELERİ – İSHAK PAŞA PALACE LANDSCAPING PROJECTS
  • İSHAK PAŞA SARAYI VE ÇEVRESİ, ÇEVRE DÜZENLEME PROJELERİ – İSHAK PAŞA PALACE LANDSCAPING PROJECTS
  • İSHAK PAŞA SARAYI VE ÇEVRESİ, ÇEVRE DÜZENLEME PROJELERİ – İSHAK PAŞA PALACE LANDSCAPING PROJECTS
  • İSHAK PAŞA SARAYI VE ÇEVRESİ, ÇEVRE DÜZENLEME PROJELERİ – İSHAK PAŞA PALACE LANDSCAPING PROJECTS
  • İSHAK PAŞA SARAYI VE ÇEVRESİ, ÇEVRE DÜZENLEME PROJELERİ – İSHAK PAŞA PALACE LANDSCAPING PROJECTS
  • İSHAK PAŞA SARAYI VE ÇEVRESİ, ÇEVRE DÜZENLEME PROJELERİ – İSHAK PAŞA PALACE LANDSCAPING PROJECTS
  • İSHAK PAŞA SARAYI VE ÇEVRESİ, ÇEVRE DÜZENLEME PROJELERİ – İSHAK PAŞA PALACE LANDSCAPING PROJECTS
  • İSHAK PAŞA SARAYI VE ÇEVRESİ, ÇEVRE DÜZENLEME PROJELERİ – İSHAK PAŞA PALACE LANDSCAPING PROJECTS
  • İSHAK PAŞA SARAYI VE ÇEVRESİ, ÇEVRE DÜZENLEME PROJELERİ – İSHAK PAŞA PALACE LANDSCAPING PROJECTS
  • İSHAK PAŞA SARAYI VE ÇEVRESİ, ÇEVRE DÜZENLEME PROJELERİ – İSHAK PAŞA PALACE LANDSCAPING PROJECTS
  • İSHAK PAŞA SARAYI VE ÇEVRESİ, ÇEVRE DÜZENLEME PROJELERİ – İSHAK PAŞA PALACE LANDSCAPING PROJECTS

İSHAK PAŞA SARAYI VE ÇEVRESİ, ÇEVRE DÜZENLEME PROJELERİ – İSHAK PAŞA PALACE LANDSCAPING PROJECTS

 

İshak Paşa Sarayı, Doğubeyazıt’ın 7-8 km güney doğusunda, ovaya hakim bir yükseklikte yer alır. İstanbul Topkapı Sarayı’ndan sonra ikinci büyük saray olup son devirde yapılmış sarayların en ünlüsüdür.

Saray binasının bulunduğu zemin vadi yakası olduğundan, kayalık ve sert bir yerdir. Yapının üç tarafı (kuzey, batı, güney) dik ve meyillidir, sadece doğu tarafında müsait bir düzlük vardır. Sarayın giriş kapısı bu düzlüktedir.

İshak Paşa Sarayı’ nın hareminin giriş kapısı üzerindeki kitabesinde 1199 H.(1784 M)’de[1]

İshak Paşa tarafından yaptırıldığı belirtilir. Bu tarih inşaatın bitim tarihidir. 1685′de İshak Paşa’nın babası Abdi Paşa[2] tarafından yapılmaya başlanan saray, oğlu İshak Paşa tarafından tamamlanmıştır.[3]

Saray, Anadolu’nun en uç noktasında yer alması, yapım tekniği ve inşasında kullanılan malzemeler açısından olduğu kadar etnik, sosyo-ekonomik ve sosyo-kültürel açıdan da önemlidir.[4]  Yapıldığı dönemden çok, bulunduğu bölgenin ekonomik, etnik, politik, kültürel özelliklerini yansıtan ilgi çekici bir örnek olarak günümüze kadar ulaşabilmiştir.[5]

Geleneksel Türk-İslam sanatı ve yaşama biçimine uygun olarak inşa edilen saray[6] , fonksiyonu ve düzeni açısından üç ana bölüme ayrılır. Her bölümde, kendi içerisinde uyumlu, farklı büyüklükte avlular ve bu avluların etrafını çevreleyen çeşitli birimler yer alır. Türk Saray geleneği esas kabul edilerek, I ve II avlu etrafında “U” harfi şeklinde yerleştirilmiş yapı gruplarından meydana gelmiş saray, plan açısından Topkapı Sarayı’ndaki ana fikrin küçültülmüş, yani özetlenmiş bir örneği kabul edilebilecek bir düzenlemeye sahiptir.[7]

İlk şekli ile günümüze ulaşamamış olan İshak Paşa Sarayı, genel olarak tek katlı olmasına rağmen bazı bölümleri ile iki katlı bir özellik göstermektedir. Osmanlılar ve Ruslar’ın sürekli savaş içerisinde olması, bölgenin sık sık el değiştirmesi[8], sarayın belli bir dönem kışla olarak kullanılması gibi etkenler, yapının günümüze harap bir durumda ulaşmasında etkin rol oynamıştır.

 

ALANDA BULUNAN FARKLI DÖNEMLERE  AİT TARİHİ ESERLER;

 

AHMED-i HANİ TÜRBESİ

1651 yılında doğan ve ölüm tarihi kesin olarak bilinmeyen Ahmedi Hani’ye ait bir türbedir. Türbenin yanında sonradan birde cami yapılmıştır. Türbe Doğubayazıt’a 8 km. mesafede, İshak Paşa Sarayının üst kısmındadır. Bölgede en çok ziyaret edilen türbedir.

Ahmedi Hani ünlü “Mem-u Zin” adlı eserin yazarıdır. Hakkari Han köyünden Doğubayazıt’a geldiği söylenmektedir. Ahmedi Hani bu eserde, Emir Zeyneddin’in güzellikleriyle dillere destan olan Zin ve Sili adlı iki kız kardeşin Memo ve Taceddin adındaki iki gençle olan aşklarını şiir şeklinde anlatır. Eser aynı adla sinemaya da uyarlanmıştır. Bilgin ve edebiyatçı kişiliğiyle bilinir.[9]

 

DOĞU BAYEZIT KALESİ

Eski Beyazıt’ın kuzeydoğusunda,  Belleburç denilen yerde bulunmaktadır. Yekpare sert ve dik kayalar üzerine inşa edilen kalenin güneyinde bulunan İshak Paşa Sarayı ile kale arasında derin bir vadi yer almaktadır.

Bir zamanlar Osmanlı Devleti’nin doğudaki en önemli sancak merkezlerinden biri olan Bayezıt şehrinin etrafındaki surlar ve iç kalenin 19. yüzyılın sonlarına kadar sağlam olduğu, bu yıllarda yöreye gelen yabancı seyyahların çizdiği birçok gravürden anlaşılmaktadır. Osmanlı-Safevi ve Osmanlı-Rus savaşlarında kasabayı çeviren dış surların tamamı yıkılmış, iç kaleden ise birkaç duvar ve kule günümüze ulaşabilmiştir.

Kale konumu ve inşa tekniği bakımından Doğu Anadolu Bölgesi’nde bulunan diğer Urartu kaleleri ile büyük benzerlik göstermektedir.[10]

BEYAZIT ESKİ CAMİ

Doğubeyazıt’ın doğusunda, Kalenin güney eteğinde bulunmaktadır. Kuzey-güney istikametinde eğimli bir arazi üzerine kurulduğu için yapı, batı, güney ve güneydoğu yönlerinden düzgün kesme taşlarla örülerek oluşturulmuş bir platform üzerinde yükselmektedir.  Kare planlı, tek kubbeli cami plan tipindedir. Dıştan dışa 15.30 x 15.30 m ebatlarındaki Eski Bayezid Camii, sekizgen kasnağa oturan tek kubbeyle örtülmüştür. Kasnağın her bir yüzünde birer tane olmak üzere toplam sekiz pencere açılmıştır.

Eski Bayezid Camii’nin, muhtemelen I. Selim tarafından XVI. Yüzyılda yaptırıldıktan sonra, XVII: yüzyılda büyük oranda elden geçirilmiş olabileceği ve mevcut tahrip olmuş kitabenin de bu onarımla ilgili olması gerektiği ağırlıklı olarak kabul görmektedir.[11]

İSHAK PAŞA SARAYI MEZARLIĞI VE MEZARLIK MESCİDİ

İshak Paşa Sarayı’na çıkan taşıt yolunun doğu yanında, sarayın 70m kadar güneybatısında, güneydoğudan kuzeybatıya doğru eğimli nispeten düzlük bir alanda bulunan mezarlık iki parçadan oluşmaktadır. Birincisi Mezarlık Mescidi’yle bitişik durumda, kuzeyden güneye doğru hafifçe genişleyerek uzanan yamuk dikdörtgen şeklindeki bölümdür. İkinci bölüm, bunun güney bitişiğindeki kuzey-güney doğrultusunda uzanan yamuk dikdörtgen alandır.

 

Mezarlığın iki bölümü arasında ilk bakışta bir fark belirmektedir. Mescidin hemen yanındaki birinci bölümde, bazıları saray hanedanından şahıslara ait gösterişli mezarlar yer alırken, ikinci bölümde gösterişten uzak ve çok az sayıda mezar bulunmaktadır.

PEYZAJ ÇALIŞMALARI

Alandaki düzenleme çalışmasında topoğrafik yapı, eğim yönleri ve alandaki mevcut bitki örtüsü korunarak doğal yapının korunmasına dikkat edilmiştir.

Mekanların  algılanabilirliğinin sağlanması, manzara noktalarının değerlendirilmesi ve geçmiş kullanımların dikkate alınması amacıyla arkeolojik kalıntıların çevresinde fon olacak şekilde arazi ve iklim koşullarına uygun bitkilendirme düzenlenmiştir.

Ağrı iklim koşullarına uygun olarak korunan ağaçların yanı sıra, alana uyumlu yeni bir bitkisel düzenleme çalışması yapılmıştır.

Bitki türleri olarak;

Lonicera caucasica (Kafkas hanımelisi) : Endemik olan bu tür ülkemizde 500 ile 2790m yükseltiler arasında bulunan bir çalı türümüzdür. Yapraklar eliptik-ovat olup alt yüzleri ince uzun yumuşak tüylüdür. Küremsi üzümsü meyveleri siyah renktedir. Yaprakları karşılıklı dizilmiştir. Çiçek kurulu genellikle iki adet çiçekten oluşur. Taç yaprakları beyaz veya pembe renktedir. Çiçeklenme  Mayıs-Temmuz ayında olur.

Juniperus communis var. nana (Bodur Ardıç) : Yüksek dağlarda, orman sınırından sonraki alanda bulunduğundan, bir adı da Dağ Ardıcı’dır. Yerde sürünen, 30-40 cm. boyunda, sık dallı bir çalıdır. Dalları kalın, kısa ve köşelidir. İğne yaprakları kayık şeklindedir. Kozalaklarından ardıç yağı elde edilir. Soğuğa karşı dayanıklıdır.

Viburnum lantana (Tüylü Kartopu) : 6-12 cm. boyundaki yaprakları yumurta biçiminde – uzun yumurta gibidir. Sivri uçlu veya küt, kenarları düzenli sık dişli, pürüzlü üst yüzü koyu yeşil, alt yüzü ise sık gri yıldız tüylüdür. Çiçekler dik, terminal, şemsiyemsi, bileşik salkım kurullarında, çanak yapraklar altta birleşik, çan şeklinde ve küçük, 5 dişlidir. Taç yapraklar silindirik tüp-çan şeklinde birleşik, uç kısmı birbirinden ayrılmış beş lopludur. Çiçeklenme  Mayıs-Temmuz ayında olur. Çiçekler beyaz renklidir. Meyve uzun yumurta gibi, 8 mm. boyunda, önce kırmızı sonra parlak siyahtır. Türkiye’nin hemen bütün orman bölgelerinde , hatta orman dışı mıntıkalarda ve İç Anadolu’da da bulunur.

Hypericum perforatum (Sarı Kantaron) : Tarla, yol ve orman kıyılarında, tepelerde ve çayırlarda Temmuz’dan Eylül’e kadar çiçeklenen ve ülkemizde, sarı kantaron, kanotu, kılıçotu, mayasılotu ve yaraotu gibi yöresel adlara da sahip olan şifalı bir bitkidir. Bitki 25-60 cm boyunda olup, çok dallıdır ve sapları ayrı olduğu halde bir şemsiye biçimindeki çiçekleri 5 parçalı, korolla altın sarısı renkli ve kenarları siyah renkli guddeli tüyler ile çevrilidir . Erkek organları çok adette ve 3 demet halinde bir araya toplanmıştır. Yapraklar ışığa karşı tutulduğunda, yağ guddeleri, parlak noktacıklar halinde kolaylıkla görülür. Bitkiye binbirdelik otu denmesi bu özellikten ileri gelmektedir. Yanılmamak için, tam olarak açmış bir çiçeği parmaklarınızın arasında ezdiğinizde, ondan kırmızı bir su aktığını göreceksiniz.

Rosa canina (Kuşburnu) : 3-5 yaprakçıktan oluşan bileşik yaprak 7-12 cm uzunluktadır. Yaprakçıklar 1-3 cm boyunda ve elips-yumurta biçimindedir. Uçları sivri, alt yüzü tüysüz-seyrek tüylü, üst yüzü ise tüysüz ve parlak açık yeşil-mavimsi yeşil renklidir. Tek veya 2-15′li şemsiyemsi salkım şeklinde ve 2-4 cm çapındaki çiçekler 5 taç ve çanak yapraklıdır. Taç yaprakların ucu geriye kıvrık, çanak yapraklar ise iki lopludur ve tohum bağladıktan hemen sonra dökülür. Beyaz veya pembe olan çiçekler Mayıs-Temmuz aylarında açar ve güzel kokuludur. 1-2 cm boyundaki etli meyveler çoğunlukla yumurta biçimindedir. Üzerleri batıcı seyrek tüylü, iç yüzü ise bol tüylü ve koyu portakal ya da kırmızı renklidir. Ekşi bir tadı vardır, yenebilir. Türkiye geneli ile Ilıman Avrasya ve Kuzeybatı Afrika yayılışlıdır. Tek veya gruplar halinde çiçek parterlerinde, kenar tarhlarında, meyve bahçeleri ile kap içinde balkon, teras ve çatı bahçelerinde, yol kenarlarında, orta refüjlerde ve erozyon kontrol çalışmalarında kullanılabilir. Fidanları anaç olabilir.

Alandaki manzara noktaları değerlendirilerek Saraya gelen ziyaretçilerin Doğubeyazıt manzarasına karşı dinlenecekleri ve çevreyi gözleyebilecekleri  seyir mekanları oluşturulmuştur. Bu noktalara ziyaretçileri bilgilendirecek ve bulundukları noktayı anlamalarını sağlayacak bilgi paneli ve oryantasyon şemaları yerleştirilmiştir.

Alan içerisindeki yolların mevcut hatları korunarak, sert zeminler azaltılmıştır. Yapı malzemesi

seçiminde  tarihi dokuya ve genel forma uygun olan doğal taşlar kullanılmıştır. Yollar, yayaların ve engellilerin ulaşımı dikkate alınarak eğim ve merdiven ile çözümlenmiştir.

Tarihi mekanlara giden taş kaplama  mevcut yolun genişliği azaltılarak ana arter olarak düşünülmüş ve andezit küp taş-bazalt küp taş ile kaplanmıştır.   Araç yolunu takip eden karşılıklı iki kaldırım İshak Paşa Sarayı ve Ahmedi Han-i Türbe ve Camisi’ne kesintisiz ulaşımı sağlamaktadır. Bu yaya yolu İshak Paşa Sarayı önündeki karşılama meydanıyla başlayıp Ahmedi Han-i Türbe ve Camisi’nin önündeki meydan ile sonlanmaktadır. Bu meydanlara alana gelen ziyaretçiler için wc ve satış birimleri önerilmiştir.

Yol boyunca ziyaretçiler için oturma-dinlenme-seyir cepleri  yerleştirilmiştir. Arkeolojik kalıntıların bulunduğu, yaya ulaşımının, kent tarihini açıklayan elemanların ve dinlenme alanlarının bulunduğu mekanlarda andezit plak taş-bazalt plak taş zemin malzemesi tercih edilmiştir.

Alanda bulunan mevcut çeşme korunmuş, ihtiyaca yönelik olarak yeni çeşmeler eklenmiştir.

Alanda bulunan aydınlatma direkleri, aydınlatma projesinde yenileriyle değiştirilmiştir. İshak Paşa Sarayı Çevre Düzenleme Projesi kapsamında, alan sınırları içerisinde araç yolu güzergahı üzerinde bulunan orta gerilim ve alçak gerilim hatları, yer altına alınacaktır. Bununlar ilgili çalışma, elektrik proje grubumuz ve elektrik dağıtım şirketi arasında yazışmalar ile çözülecektir.

İshak Paşa Saray dokusunun algılanabilirliğini arttırmak amacıyla önünde bir meydan oluşturulmuş ve zemin kaplaması olarak andezit-bazalt plak taş kaplama malzemesi seçilmiştir. Ziyaretçilerin bilgilendirilmesi amacıyla bu alana eski fotoğraflardan ve bilgilerden oluşan hareketli sergi elemanları ve donatılar yerleştirilmiştir. Meydana kontrollü araç girişi için hareketli bariyer yerleştirilmiştir.

Taş, mermer ve yer yer de ahşap malzeme kullanılarak yapılmış olan İshak Paşa Sarayı, Saray ve çevresinde kullanılan malzemelerin seçiminde örnek olmuştur. Doğada bol miktarda bulunmasının yanı sıra taşıyıcı gücünün fazla olması ve hava etkilerine dayanıklılığı gibi özelliklerinden dolayı, yapıların inşasında vazgeçilmez bir malzeme olarak kabul edilen taş, zemin kaplamalarında özellikle tercih edilen bir malzeme türü olmuştur. İshak Paşa Sarayının farklı bölümlerinde de farklı türde taşlar kullanılmış, Mahmut Akok’a göre yapıda kullanılan taş cinsleri üç dört çeşidi geçmemekte, buna karşılık Yüksel Bingöl ise sarayda altı farklı taş cinsinin kullanıldığını ileri sürmektedir. Sarayda kullanılan bir taş türü, Ağrı bölgesinden çıkarılan ve yapı kompleksinin su basmanları bölümünde kullanılmış olan siyah bazalt taşıdır. Bazalt taşı, yapısı yoğun gözenekleri küçük ve sert oluşu nedeniyle, oldukça dayanıklı, su emme kat sayısı düşük bir taş cinsidir. Bundan dolayı da sarayın Selamlık ve Harem kısmı subasmanlarında avluda ve diğer kısımların subasmanlarında, kapı basamaklarında, kapı eşiklerinde ve sarayın dış avlu girişinde, daha alt kısımlarında büyük bloklar halinde kullanılmıştır. Sarayda kullanılan bu malzemelere bakılarak ve Ağrı’nın kış şartları düşünülerek  zemin kaplamalarında kışın soğuk havalarına dayanıklı andezit taşı ve bazalt taşı tercih edilmiştir.

Kent mobilyaları alanın tarihi kimliğine uyumlu olacak malzemeler kullanılarak tasarlanmıştır. Oturma elemanları malzemesi olarak ahşap tercih edilmiştir. Ana bilgi panosu, bilgi paneli, oryantasyon şeması ve geçici sergi alanlarının malzemelerinde ise paslanmaz çelik tercih edilmiştir. Mimari yapılarda ahşap ve aluminyum kompozit kaplama (kum beji renginde) malzemeler tercih edilmiştir.

Kaleye çıkan yolda ve alandaki merdivenlerde ahşap travers uygulaması önerilmiştir.

2010 yılı istatistiklerine göre İshak Paşa Sarayı yıllık ziyaretçi sayısı 216.000 kişidir. Sarayı yoğun günlerde günlük ortalama 400 kişi (20 araç) ziyaret etmektedir. Mevcutta saray önünde bulunan otoparklar kaldırılıp, mezarlığın arkasındaki alanın bir kısmı otopark olarak düzenlenmiştir. Turist otobüsleri için indirme-bindirme cebi yapılmıştır. Alana gelen turistler bu noktada indirilecek, daha sonra alanın dışında yer alan geniş düz alanda düzenlenen otoparka park edeceklerdir.

Buna göre gezi güzergahı dört bölgeye ayrılmıştır. Gezi başlama noktası olarak Doğubeyazıt’ın sarp kayalıkları üzerinde çevre ile bütünleşmiş etkili bir görünüme sahip olan  İshak Paşa Sarayı, İshak Paşa Saray Mezarlığı ve Mescidi gezilecektir. Bu alanlarda da ziyaretçilerin dinlenebilecekleri oturma mekanları ve bu sırada alış-veriş yapabilecekleri satış birimleri bulunmaktadır. Bu mekanda çeşitli dönemlerde sergiler düzenlenmesi önerilmiştir.

Bu noktadan sonra ikinci güzergah olarak alana en hakim nokta olan üst kafeteryanın bulunduğu teras önerilmiştir. Bu noktada, alanda bulunan tüm tarihi doku ve çevresi görülebilmektedir. Bütün manzaraya  hakim bir şekilde bulunan seyir teraslarından panoramik fotoğraflar çekilebilecektir. Ayrıca uzun bir yoldan gelmiş olan ziyaretçiler yeme, içme, dinlenme gibi çeşitli ihtiyaçlarını mekanda bulunan kafeteryada giderebileceklerdir.

Üçüncü nokta olarak alanın ortasında bulunan Beyazıt Camii önerilmektedir. Beyazıt Camii’ ne giden yol üzerinde de alanın genelinde bulunan seyir terası ve dinlenme alanı mevcuttur. Bu alandan manzaraya farklı bi bakış noktasından bakılır.

Son nokta olarak Ahmed-i Han-i Camii ve Türbesi önerilmiştir. Bu alanda bir adet kafeterya, wc ve 10 adet şatış birimi bulunmaktadır. Ziyaretçilerin geziyi tamamladıktan sonra çeşitli ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri bir alandır.

 

[1]     GÜNDOĞDU, Hamza; “Osmanlı Hanedan Sarayları Konusunda Bir Deneme ve Doğubayezıd’da İshak Paşa Sarayı” A.Ü.Fen-Edb. Fak. Arş. Derg., 14. S., Erz., 1986, s.11-35, EYİCE, Semavi; “İshak Paşa Sarayı” Türk Ansk.20.C, s.234-235., ÇETİNOR, Bülent; “İshak Paşa Sarayı DOĞUBAYEZIT” İlgi Derg., 40.S., İst.,1984, s.16-21. Türkiye’de Vakıf Abideleri ve Eski Eserler, 1.C., Ank.,1972, s.189-195.

[2]     SÖNMEZ, Zeki; “Bayezıd Sancak Beyi Mahmut Paşa’nın Tarihi Kişiliği ve Erzurum’da Bulunan Türbesi üzerine Notlar”, Mimarlık Tarihi ve Restorasyon Enstitüsü Bülteni, 13-14. S., İst., 1981, s.1-12.

[3]     ÇETİNOR, Bülent; a.g.m., s.16-21.

[4]           GÜNDOĞDU, Hamza; “Osmanlı Hanedan Sarayları Konusunda Bir Deneme ve Doğubayezıd’da İshak Paşa Sarayı” A.Ü.Fen-Edb. Fak. Arş. Derg., 14. S., Erz., 1986, s.15

[5]     ERİM, G; “İshak Paşa Sarayı”, Türkiyemiz, s.22, 1997, s.26.

[6]       GÜNDOĞDU, Hamza; “ Doğubayezıt’ta İshak Paşa Sarayı ve Gerçekler”, Milli Saraylar Sempozyumu (15-17 Kasım 1984)’na Sunulan Bildiriler, İstanbul, s. 14.

[7]      AKOK, M; “Ağrı Doğubayezıt’taki İshak Paşa Sarayı Rölöve ve Mimarisi”, s. 32-33.

[8]           BİNGÖL, Y; “İshak Paşa Sarayı, İstanbul, s. 14.

[9]      http://agriilhalkkutuphane.wordpress.com/ilimiz/tarihi-ve-kulturel-eserler/

[10]           GÜNDOĞDU, Hamza-VD; “Sarıkamış ve Çevresindeki Tarihi Kalıntılar” Güzel Sanatlar Enstitüsü Yayınları No:1, Erz. 1986, s78-81

[11]           ÇETİN, Y; “Ağrı Bölgesinde Osmanlı Dönemi Mimari Eserleri”, Atatürk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi Bölümü Basılmamış Bitirme Tezi, Erz. 1987, s25; Alpaslan; Her Yönüyle Ağrı, Ankara, 1995,s.275.

KAYNAKÇA

- Oktay BELLİ; Güneşin Doğduğu Yer: Doğubayazıt Sempozyumu

İstanbul 2004, s.205-352.

Date: 2013 Client: BKA Skills: Kentsel Tasarım.Urban Design, Tarihi Alanlar.Historical Areas
open